Install Theme

Your web-browser is very outdated, and as such, this website may not display properly. Please consider upgrading to a modern, faster and more secure browser. Click here to do so.

Güneş, bulutların arkasına geçtiğinde, bulutların sırtı yandı, duymadınız.
May 5 '13
doğum günüm 21 temmuz. istiyom :/

doğum günüm 21 temmuz. istiyom :/

1 note

May 1 '13

;( AQ

Mrb.

Ben 21 yaşındayım ya hani, ilerde çocuklarıma diceğim şeyleri düşünüyorum ve sanırım tutmadığım günlüğüme yazıcam. Uyumadan önce dişlerinizi fırçalayın, çoraplarınızı çıkarın falan demeden önce aman sakın anlık düşüncelerinizin kurbanı olmayın dicem.

Dünyanın en salak haftasonunu geçirdim. Tam bir salaktım yani acayip salaktım.Yolda beni görseniz ” yazık ya çok salak :/ ” falan derdiniz bence.

Öncelikle komikli olanı anlatmak isterim, çünkü anlık sinirimin kurbanı olmayacağım. Olursam bu yazının ağzına yüzüne sıçarım ve sonra pişman olurum. O yüzden biraz da gülelim :))))

Minecraft oynuyonuz mu bilmiyorum ama mütiş bağımlılık yaptıydı. Silmek zorunda kaldım Emre bey sağolsun….. Sen git 100 tane ağaç kes, bungalov evlerinden yap sonra “ENEE ÇAKMAK YANIYO MU BUU :DDD” diye şımarıp,şömine kurcam diye bütün evi yak. Buna baya güldüydüm. Trajikomik :)))) aq be ne salağım.

Nys sonra Bleda bey mesaj attı yarın buluşak mı diye. Buluştuk konuştuk filam. Konuşma başka şeylerle alakalı olmasına rağmen dolaylı olarak başkasının adı geçiyordu. Şu yazıdaki işte 3. kişi. Nys efndm o gün o kadar çok düşündüydüm ki bu durumu. Yani üzüldüm. Ne biliyim, gülerdik eğlenirdik, komikli şeyler konuşurduk, komikli resimler koyardık, vidyolar çekerdik filam. Sonra işte o olay olunca ben sinirlenip bu yazıyı yazdım. Ve pazar günü ne ergenmişim ne saçmalamışım dedim. Ama olurdu, yani insanlar sinirlenir ve üstünden atamayabilirlerdi. Sinirlenmek bir bahane değil tabi. Çocuklaşmış olabilirdik. Bunların hepsini pazar düşündüm, ve mesaj atıp buluşma teklifi ettim.

Sonuç olarak çok detaya da değinmek istemiyorum. Selamlaşırız ama eskisi gibi olmaz dedi. Üzüldüm, ağladım. Sonra Su ile buluştum. Su, anıl, naz bi kaç kişi böyle. Çok güldüm. Baya güldüm ama. Sonra ne dedim söyliyim.

8 ay boyunca arama gereği duymadım.

8 ay boyunca onu gördüğümde üzülmedim.

Sonra pişman oldum. İnsan değişebilir miydi? Barışınca nolcaktı? O kadar pişman oldum ki LAN BENİ NİYE DURDURMADINIZ diye ağlayacaktım. O an çok istemiştim çünkü. Bi arkaş tarafından üzülebilirdi ve ona yardım edebileceğimi düşünmüştüm. Acı çekiyorsa belki konuşurum onunla demiştim.

TOKATLAMAK İSTİYORUM KENDİMİ. İYİLİK MELEĞİ Mİ SANDIN KENDİNİ SALAK. Ya ne gerek var böyle şeylere. Çok pişmanım be allahçım. Sen beni anlık düşüncelerimin, hislerimin kurbanı etme.

Apr 27 '13

33,069 notes (via mirscheissegal & esoteric-surgery)

Apr 23 '13
Slm #bubble

Slm #bubble

Tags: bubble

Apr 7 '13

Meraba.
Bugün beni deli gibi sinirlendiren bir olaydan bahsetcem. Ne abarttın ak diyenler gitsin ben sinir boşaltcam ok.

Emre beyle öğlen çıktık ne yesek ne içsek derken bomontiye oturuverdik. Çok güzel bir yermiş müzikleri ortamı falan derken resmen tadım kaçtı ve orayı bir takım şımarık orospu çocuklarının gittiği yer olarak damgaladım. Hala gider miyim giderim çünkü hakkatten çok sevdim. Neyse yanımızda beyaz atlet üstüne havuç turuncusu leş bir tişört giymiş, ayfonu mudur ne sikim bir telefonsa almış eline, beyaz kulaklığını sikik kulaklarına takmış bir hayvan birşeyler yapıyo. Ben insanları asla maddi durumlarına göre ayırmam. Sadece şımarık insanların bir filtreden geçip katliama uğramalarını deliler gibi istiyorum. Ya da bu anlatacağım jenerasyonun gerekirse geberip siktirip gitmelerini istiyorum.

Yemeği tatlı garsona söyledikten sonra işte konuşuyoduk emre beyle. Yandaki adam o tatlı garsonu tekrar çağırdı. Nerde patronun hala gelmedi mi dedi. Geliyo efendim aradım yoldaymış dedi garson. Gelsin bu ne terbiyesizlik siz bana nasıl böyle hizmet edersiniz. Ben sürekli buraya geliyorum eski bir müşteriyim ben, özel muamele yapacaksınız bana dedi. Siz eski müşterimizsiniz diye size ayrı davranamayız dedi garson. Adam da bak sen yeni olabilirsin gidip öğren o zaman. Bir bira getirdiniz başka ikram yok mu. Herkeste mısır var bende niye yok dedi. Derdini sikeyim senin. O mısırlar götünde patlasın. Bu konuşmayı herkes duyuyor ama aman tadımız kaçmasın diye kimse adamı uyarmıyordu. Bağıra bağıra konuşuyordu adam ve bir gram zeka içermeyen cümlelerini hazır cevapmışçasına tekrarlıyordu. BEN ÖZELİİİM, ÖZEL MUAMELEEE. Beyfendi söylediniz mi mısır dedi tatlı garson adam da tekrar bak herkesin masasında görüyorum birayla beraber patlamış mısır geliyor dediğinde de garson tamam efendim getiriyorum dedi gidiyodu tam giderken terbiyesiz diye söylendi adam. Garson geri döndü ben burda işimi yapıyorum bana nasıl terbiyesiz dersiniz diye geri döndü patronunla görüşcem dedi hayvanoğluit sonra gitti garson. Ve sonra mükemmel kalitesiyle cebinden çıkardığı bir paket çekirdeği sidikli birasıyla yedi içti. Çöplerini komşu teyzeler gibi elinde biriktirip yere döktü.

İşte buna karşıyım eşitiz bokuz püsürüz diyosunuz ama kasiyeri, garsonu, taksiciyi kendinizden düşük görüyosunuz. Aklınızı sikeyim. Beyin kıvrımlarınızın her milimetresine tüküreyim. Ben dinliyorum tabi emre can dinliyo fakat gözleriyle bana konuşma tepki verme diye bakıyodu. O an o kadar sinirliydim ki bişey dememek için kendimi sikcektim. Benim babam yaşında bir adama nabıyon sen dememe imkan yoktu belki de vardı.

Bu garson orada ekmek parasını çıkarıyo lan. Hadi ekmek parası diyince çok acıklı oldu ama ne biliyim ya komik değil mi? Benim bunları eleştircek, orda adama karşı çıkıp susmasını sağlıcak süslü sözlerim yok ama bu orospu çocuklarının ölmesini dilediğim öyle daha güzel bi yerde yaşayacağımızı düşündüğüm bir vicdana sahibim.
Belki de adamın gözünden kaçmıştı.
Şımarık herifin karnı doyacak diye adam işinden mi olacaktı, ya da patronunun gözünden mi düşecekti?
Belki de hiç bir sik olmayacaktı ben yine gereksiz duyarlılığımla bu klavyeyi götüme sokacaktım.
Oy rahatladım.

1 note

Mar 29 '13

burası çok sıkıcı ve aklıma bir şey gelmiyor. siz hala yazıyosanız sizi de okumuyorum zaten kimseyi okumuyorum.

çok sıkılıyorum. artık belli engelleri aştığımızı düşünüyodum dilancım ders çalışma konusunda….geçen gün bi arkadaşım ne dersin var burda dedi bana. ben de digital dedim. “neden öyle oldu dilan ehueheuheu ortaokullu bir çocukla üniversiteden aynı anda mezun olucaksınız heralde ehueheuheu” dedi. ben tabiki kendimden ödün vermeyerek ehuehuehu diye güldüm. ama hiç komik değildi, tersine eve dönüp saatlerce beni bunu düşünmeye itecek kadar rahatsız ediciydi. 

gerizekalı mıydım?

o çocukla aynı puanı alarak bu bölüme girmemiş miydim?

kod yazmayla ilgili daha kaç tane inspirational vidyo izleyecektim?

kaç yaz okuluna kalacaktım?

annem tv’de ne izleyerek bu kadar kahkaha atıyordu?

emre can yemek yiyecek miydi?

sürekli bir gazla bir şeylere başlıyorum. emrecanın olmasının avantajlarından biri de inancımın hiç bitmemesi. sürekli beni destekleyen biri var. ama pratikte bunu gerçekleştiremiyorum. 

şu annemin bilinçaltı olayı ortaya çıktığından beri. düşündüğüm söylediğim duyduğum herşeyi kontrol etmeye çalışıyorum. akli dengem yerinde değil bence.

by.

Mar 15 '13

Mar 4 '13
:\

:\

Feb 26 '13
iyi geceler kamkiler.

iyi geceler kamkiler.

Feb 26 '13

boklu yazı

türbanlıysa türbanlı AMK. makyajlıysa makyaj, müminse mümin, inekse inek. ne çok karışıyonuz insanların saçına sakalına makyajına. of içim şişti ya. ben de sizi okudukça dinledikçe boşu boşuna saygı duyup gözümde büyütüyomuşum. herşeyin dedikodusunu yapmayıverin. “bilkentli kız”ların taytına makyajına karışmayıverin. sonuçta hiç biri sizle beraber olmak için kıçınıza yapışmayacak.

bugün biraz duyarlı olayım dedim. 

 arkaşlarımı özlüyom ama okula uğramıyom genelde. bazı önemli derslere giriyom zaten az dersim var. bi yandan 1. sınıfta tanıştığım yoldaşlarımın seneye mezun olacağı ve benim arkalarından fotodaki gibi bakacağımı düşündükçe kendimi tokatlayasım geliyor. emre cana bişey almak istiyorum ama internet alışverişi yapamam çünkü aldığım aykap küçük gelmişti ve değiştirememiştim. sonra yine annemin “GÖRDÜN MÜ OH İYİ OLDU” bakışlarını çekmiştim (:

ya bişey diyecem. 2-3 çift daha biliyom ben ist - ank olan. bi kolaylık yapsa ya bi site. bi güzellik yapsa ya amk. gözlerimiz hızlı tirende ne zaman bitecek bu.bi ara şöyle bişi vardı ilk günlerimizde mi ney emre can atmıştı: http://www.lovingfromadistance.com/ ay ne şirin emre can bizdeeeeeeeee diye bi sevindiydik. sonra da işte çılgınlar gibi çizbakalım oynamaya başladık.omgpopdaki oyunlarda rekorlar kırdık. bana masal anlatmıştı bi keresinde uyuyakalmışım. sabaha karşı 4 de mi ne uyanmıştım ve kesin salya sümük akıyodu :((( diye düşünmekten uyuyamamıştım.

bi de altına 29 haziranda evlenceklerini yazmışlar kendi çocuğum gibi sevindim :::)))

uyyom bay

Feb 22 '13

herkesi s.kmeye geldim biçlerim.

çok karanlık bir odadasın dilan. bütün gününü yorgun bir şekilde okulda derslerle boğuşarak geçirdin ve yatağına geldin. yatağında en rahat pozisyonu aldın ve yorganınla yatağın o kadar yumuşak ki ölene kadar orada yaşayabilirsin. ama bir şey göremiyorsun çünkü ışıklar kapalı. 

şimdi minik bir noktadan seni ısıtan bir ışık görüyorsun. o ışığı kendine çağır dilancım. o ışık büyüsün ve vücudunu aydınlatmakla kalmayıp ısıtsın. ayaklarından omuzlarına kadar ısıtsın seni ve o sıcaklığı hisset dilancım. bu sana güç versin. herşeyi sikip atma gücü versin. başarın olsun bu. ekmek kuyruğuna girdiğinde sıcacık ekmeği aldığındaki başarma gücü versin. son anda yakaladığın asansöre bindikten sonraki rahatlama gücünü versin. geciktiğini sandığın derse hocadan 10 saniye önce girdiğindeki başarı gücünü versin işte o ışık. bir sınava girdiğinde bunu da becercem deme gücü versin. o sınavdan çıktığında sanki odanın perdesini kenara itiyormuş gibi o sınavı da arkana at ve deki ‘meeeh. bunu da yaptım’  her sıkıntıya düştüğünde gözlerini kapat ve o karanlık odadaki nokta gibi ışığı düşün ve o ışığın seni baştan aşağıya ısıtıp yenilediğini ve gözlerini açtığında yaşadığın mutluluğu düşün.

şimdi çıkalım şu fırından. ve çok rahatladığın bir yere gidelim. çok mutlu olduğun ve ilerde olmak istediğin yer. neresi orası?

“eminönü sanırım bilmiyorum. balıkçılar var.”

peki yanında kim var? kimleri görmek istiyorsun o mutlu olduğun yerde?

“erkek arkadaşım ve annem. babamlar evdeymiş. biz baharat almaya gitmişiz.”

şimdi yuvarlak bir masaya oturun. bir yanında annen, diğer yanında sevgilin olsun. ikisi de sana bulunmak istediğin noktada olduğun için gururla bakıyorlar. ne görüyorsun annene bakınca?

“gözleri dolmuş ama mutlu.”

peki sen?

“ben çok güçlüyüm.”

sevgilin napıyor.

“balık yiyor.”

hipnozun gücü. 

Feb 16 '13

uzuuun uzun yazıp siliyorum. 2 haftalık iyileşme sürecim. o yüzden bu ara kimseden nefret etmiyorum. kimseye kızmıyorum. emre cana duygusallaşmıyorum. paket çuklatlar tüketmiyorum. şimdi bi şarkı atçam. 

Feb 11 '13

43 notes Tags: bob ross happiness trees

Feb 8 '13
slm.
napıyonuz?
iyyim.
bu yazıyı başak kankamı düşünerek yazıyorum. yaz da şenlenek dedi geçen. yazayım da ne yazayım diye düşündüm.
sonra şey geldi aklıma. emrecanla 1. yılımız oldu. bi sürü şey öğrendim anlatayım mı? çünkü yazcak başka bişeyim yok. hayatım emre can ve okul olmuş.
anlatayım.
her gelişinde ilk günlerimizmiş gibi heyecanlanıyorum. hiç sevmemiş gibi seviyorum şirin yüzünü. ellerini ısırıyorum. sizde de öyle oluyordur yani güzel 1 şey. sonra kahvaltıya gidiyoruz. bunlar her gelişinde aynı sırayla oluyor. buluşuluyor seviliyor, kahvaltıya gidiliyor. çay ve sigara içiliyor ve yine yemek. onunla hep yemek yiyoruz ikimiz de şişkoyuz. patlayana kadar yiyoruz sonra uykumuz geliyor.
2 kere ayrılma noktasına geldik biz. özellikle 2. de son bi noktaya bakıyodu ayrılık. bitiyodu, çevresel faktörlerden, yani finaldi işiydi ailesiydi onlardan bitiyodu işte ve o kadar tuhaf bir şey ki biri omzunuza sihirli bir değnek dokunduruyor ve bütün hislerinizi, yüzünü gözünüzün önüne getirince ki gülümsemelerinizi, mimiklerini, ellerini, konuşmasını unutuyorsunuz. sanki hiç sevmemiş gibi oluyorsunuz. işte bu unutmalar var ya allah onların belasını versin. öyle çok inançlı biri değilim ama artık şükrettiğim allahsa, tanrıysa, budaysa, evrense onu kaybetmediğim için şükretmeyi seviyorum.
karşımdaki insanı her haliyle sevmeyi çok sevdim. ama aklıma o günleri getirmeyi sevmedim allahçım.o günler gelmesin üzülüyorum. düşündükçe ağlayasım geliyor, nasıl bir mutluluk bu. harika bir mutluluk.
seni seviyom emre can.

slm.

napıyonuz?

iyyim.

bu yazıyı başak kankamı düşünerek yazıyorum. yaz da şenlenek dedi geçen. yazayım da ne yazayım diye düşündüm.

sonra şey geldi aklıma. emrecanla 1. yılımız oldu. bi sürü şey öğrendim anlatayım mı? çünkü yazcak başka bişeyim yok. hayatım emre can ve okul olmuş.

anlatayım.

her gelişinde ilk günlerimizmiş gibi heyecanlanıyorum. hiç sevmemiş gibi seviyorum şirin yüzünü. ellerini ısırıyorum. sizde de öyle oluyordur yani güzel 1 şey. sonra kahvaltıya gidiyoruz. bunlar her gelişinde aynı sırayla oluyor. buluşuluyor seviliyor, kahvaltıya gidiliyor. çay ve sigara içiliyor ve yine yemek. onunla hep yemek yiyoruz ikimiz de şişkoyuz. patlayana kadar yiyoruz sonra uykumuz geliyor.

2 kere ayrılma noktasına geldik biz. özellikle 2. de son bi noktaya bakıyodu ayrılık. bitiyodu, çevresel faktörlerden, yani finaldi işiydi ailesiydi onlardan bitiyodu işte ve o kadar tuhaf bir şey ki biri omzunuza sihirli bir değnek dokunduruyor ve bütün hislerinizi, yüzünü gözünüzün önüne getirince ki gülümsemelerinizi, mimiklerini, ellerini, konuşmasını unutuyorsunuz. sanki hiç sevmemiş gibi oluyorsunuz. işte bu unutmalar var ya allah onların belasını versin. öyle çok inançlı biri değilim ama artık şükrettiğim allahsa, tanrıysa, budaysa, evrense onu kaybetmediğim için şükretmeyi seviyorum.

karşımdaki insanı her haliyle sevmeyi çok sevdim. ama aklıma o günleri getirmeyi sevmedim allahçım.o günler gelmesin üzülüyorum. düşündükçe ağlayasım geliyor, nasıl bir mutluluk bu. harika bir mutluluk.

seni seviyom emre can.

1 note

Feb 1 '13

yazmam lazımdı, yazmazsam patlıcaktım. sonra organlarım dağılıcaktı etrafa. beynim yatağın altına düşcekti. çünkü çok küçük beynim diye hep onu aşağılardım. o da öyle bi beyindi.

aslında şöyleydi.

ben küçüktüm ve ailemin bebek sevgisini kaybetmiştim. çünkü büyüyordum ve sonunda 14 yaşına geldim. asiliğimi harley bot alarak saçlarımı uzatıp toplamayarak, nil’den parkway drive dinlemeye geçerek  gösteriyordum.ve sonra odamı dağıtmaya, yatağımı toplamamaya başladım sonra bu bana yapıştı. öyle bi yapıştı ki ailemin beni sevmemeye başladığını görebilirdim. ama görmedim.

saçmalama herkesin ailesi çocuğunu sever sadece göstermez çünkü kızgındır.

sonra yalnız kalmaya başladım. arkadaşlarımdan uzaklaşıp, sürekli düşünmeye, kendi kendime çıkarımlar yapmaya, varsayımları kafamda somutlaştırmaya başladım. her ihtimal ödümü kopartıyordu ve ben hepsine inançlı bir insanmış gibi bağlanıyordum. tanıştığım adamlara hayatımın aşkı gözüyle bakıyordum.hepsine ölesiye bağlanıyordum. ve tekme yiyordum. sanki her seferinde sonu aynı olmıcakmış gibi sil baştan başlıyordum. bu sefer farklı. sonra kendi doğrularımı oluşturdum. hani şey derler ya her düşündüğünüz doğru değil diye. benim her düşündüğüm doğruydu. çünkü mantıklı bir insandım nası değişik şarkılar dinleyip, kemik okurdum. mantıklı olmak zorundaydım çünkü insanlar öyle olurdu. üniversiteye başladığımda empati kurmaya başladım. kendi düşündüğüm şeylerin yanlış olabilceğini anladım. sadece kendi düşündüklerimi değil ay başkaları ne düşünür diye de düşündüm. her ihtimali düşündüm tamam mı.

peki şimdi ne oldu?

y.rrak gibi bi kız oldum. kendime yatırım yapamadım.  kendimi düzene sokamadım. şişko olmam yetmiyormuş gibi bi de üstüne kilo aldım. oooh gelsin kilolar diye tatlı yedim ve çikolatasız yapamıyoraam diye geçirdim günlerimi.

şimdi götümü sıka sıka gidiyorum spora. herkesin dediğini tabiki de dedim. bu dönem dersleri düzeltcem. bakalım.

siz siz olun öyle şeyler yapmayın. bugünlük bu kadar bay.

1 note